Dil ve gramer
Türkçe düşünüp İngilizce konuşunca ortaya çıkan hatalar
Yetişkin sınıflarımızda her dönem yeniden duyduğumuz konuşma hataları, nereden geldikleri ve öğretmenin ekran başında başka, sınıfta başka düzelttiği.
- Yayın
- Güncelleme
- Okuma
- 6 dakika
- Yazan
- Hibrit Dil Akademisi eğitim birimi
Bu sayfada
Her yeni grupta ilk konuşma dersinin ilk yarım saatinde aynı cümleleri duyuyoruz. Katılımcı kendini tanıtıyor ya da bir konuda fikir belirtiyor ve bu sırada Türkçe cümleyi kelime kelime İngilizceye aktarıyor. Ortaya çıkan hataların çoğu bilgisizlikten değil, iki dilin farklı kurulmasından geliyor. Gramer kitabındaki kuralı bilen kişi de konuşurken aynı hatayı yapıyor.
"I am agree" ve "I am born in"
Bu ikisi neredeyse her sınıfta ilk hafta çıkıyor. Türkçede "katılıyorum" bir fiil ama "ben ... fikrindeyim", "ben hazırım" gibi yapılar da kafada bir am yerleştiriyor. Sonuç: I am agree with you. İngilizcede agree zaten fiil ve önüne am gelmiyor. Doğrusu I agree with you.
I am born in Sivas ise tersinden bir sorun. Türkçede "Sivas'ta doğdum" geçmiş zaman, ama katılımcı "doğumluyum" diye düşünüp şimdiki duruma bakıyor. İngilizcede doğum geçmişte olmuş bir olay ve edilgen yapıyla söyleniyor: I was born in Sivas. Bu hatayı yapan kişiye kuralı anlatmak çoğu zaman yetmiyor; cümlenin ağızda doğru biçimde birkaç kez dönmesi gerekiyor.
Artikel ve üçüncü tekil şahıs
Türkçede a ve the karşılığı olan bir kelime yok. Bu yüzden konuşmada ilk düşen şey artikel oluyor: I am teacher, She is engineer, I bought car last month, Sun was very hot. Yazıda bu hatayı yakalayan kişi konuşurken yakalayamıyor, çünkü konuşurken dikkat anlama gidiyor. Bizim tecrübemizde artikel, sınıfta en geç oturan konulardan biri ve buna sabırla yaklaşıyoruz.
Üçüncü tekil şahıs takısı da benzer. My wife work in a hospital, He don't like coffee. Türkçede fiil şahsa göre zaten çekiliyor, ama İngilizcede yalnızca bu tek şahısta görünen -s kulağa önemsiz geliyor. Anlamı bozmadığı için dinleyen kişi düzeltmiyor, konuşan da fark etmiyor. Yıllarca böyle konuşmuş bir yetişkinde bu takının yerine oturması aylar sürebiliyor.
Make, do ve "very much"
Türkçede "yapmak" tek fiil. İngilizcede make ile do arasında bölünüyor ve bölünmenin kuralı tam olarak öğretilemiyor, kalıp olarak öğreniliyor. En sık duyduklarımız make homework (doğrusu do homework), do a mistake (doğrusu make a mistake), make sport (doğrusu do sport ya da exercise), do a decision (doğrusu make a decision).
"Çok seviyorum" cümlesi de bir tuzak. Türkçedeki sırayı koruyan katılımcı I very much like coffee ya da I like very much coffee diyor. İngilizcede very much genelde nesneden sonra geliyor: I like coffee very much. Konuşurken daha doğal olan çoğu zaman I really like coffee.
Present perfect ile past simple
Türkçede geçmişte olan bir şey için "-di" ya da "-miş" kullanıyoruz; ikisinin ayrımı İngilizcedeki ayrıma denk düşmüyor. Bu yüzden iki tip hata çıkıyor. Birincisi, zamanı belli bir geçmiş olayda present perfect kullanmak: I have seen him yesterday. Yesterday gibi bir zaman ifadesi geldiğinde past simple gerekiyor: I saw him yesterday.
İkincisi, hâlâ süren bir durumu şimdiki ya da geniş zamanla anlatmak: I live here for ten years, I am working in this company since 2015. Türkçedeki "on yıldır burada yaşıyorum" cümlesi şimdiki zamanda olduğu için bu çok doğal bir aktarım. İngilizce karşılığı I've lived here for ten years ya da I've been working here since 2015.
Soru sorarken yardımcı fiili atlamak
Türkçede bir cümleyi soruya çevirmek için sona "mi" eklemek yetiyor; kelimelerin sırası değişmiyor. Bu alışkanlık İngilizceye şöyle taşınıyor: You are coming tomorrow?, Where you work?, Why he didn't call? Günlük konuşmada sesi yükselterek sorulan You're coming tomorrow? anlaşılıyor, hatta ana dili İngilizce olanlar da bazen böyle soruyor. Ama wh- sorularında yardımcı fiil olmadan cümle kırık duruyor. Doğrusu Where do you work? ve Why didn't he call?
Bu hata en çok iş görüşmesi ve toplantı canlandırmalarında ortaya çıkıyor, çünkü katılımcı karşısındakine hızlıca soru yöneltmek zorunda kalıyor. Sınıfta buna ayrı bir alıştırma ayırıyoruz: bir kişi cevabı söylüyor, öbürü o cevaba ait soruyu kurmaya çalışıyor.
Yanıltıcı benzer kelimeler
Bazı kelimeler Türkçedeki bir kelimeye benziyor ama başka bir şey anlatıyor. Toplantıda yanlış anlaşılmaya en çok yol açanlar şunlar:
| Kelime | Türkçede sanılan | İngilizcede anlamı |
|---|---|---|
| sympathetic | sempatik, sevimli | anlayış gösteren, halinden anlayan |
| actually | aktüel, güncel | aslında |
| control | kontrol etmek, gözden geçirmek | yönetmek, hâkim olmak (gözden geçirmek için check) |
| costume | takım elbise | kostüm, gösteri kıyafeti (takım elbise suit) |
Bir müdürün yabancı bir misafire You are very sympathetic dediğini düşünün. Söylemek istediği "çok sevimlisiniz", karşı tarafın anladığı "bana acıyorsunuz" gibi bir şey.
Canlı derste ve sınıfta düzeltme neden farklı
Öğretmenlerimiz aynı hatayı iki ortamda iki farklı biçimde düzeltiyor. Bu bilinçli bir tercih.
Şubedeki yüz yüze derste düzeltme anında ve çoğu zaman sözsüz oluyor. Katılımcı I am agree dediğinde öğretmen elini kaldırıp bir parmağını gösteriyor: fazla bir kelime var. Geçmiş zaman unutulduğunda başparmağıyla omzunun arkasını işaret ediyor. Katılımcı cümlesini kendisi düzeltiyor ve konuşma kesilmeden devam ediyor. Bu işaretler ilk iki haftada grubun ortak dili haline geliyor.
Uygulamadaki canlı derste bu yöntem işe yaramıyor. Ses gecikmesi yüzünden araya giren bir düzeltme konuşanın cümlesini ikiye bölüyor ve birçok kişi kamerası kapalıyken bir el işaretini hiç görmüyor. Bu yüzden öğretmen canlı derste hataları bir kenara not ediyor, konuşma bitince doğru biçimleri sohbet penceresine yazıyor ve dersin son bölümünde hep birlikte üzerinden geçiyoruz. Katılımcı kendi cümlesini yazılı olarak görüyor, bu da bazı hatalar için anlık düzeltmeden daha kalıcı oluyor.
Programın hangi derslerinin yüz yüze, hangilerinin uygulamada olduğunu hibrit eğitim modeli sayfasında anlattık. Bu hataların hangi kurda ele alındığını kur sistemi sayfasında görebilirsiniz. Kendi konuşmanızda hangilerinin olduğunu merak ediyorsanız bir deneme dersine katılmanız yeterli; ilk on dakikada çoğu kendiliğinden çıkıyor.