Yetişkin öğrenci
Kırkından sonra İngilizceye dönenler ilk aylarda neler yaşıyor
Otuz beşinden sonra sınıfa dönmeyi düşünenlere, ilk haftalarda sınıfta gördüklerimiz ve şu an başlamak yerine biraz beklemesini önerdiğimiz durumlar.
- Yayın
- Güncelleme
- Okuma
- 6 dakika
- Yazan
- Hibrit Dil Akademisi eğitim birimi
Bu sayfada
Ön görüşmelerde bize en sık söylenen cümlelerden biri şu: "Okulda iyiydim, sonra yirmi yıl hiç kullanmadım." Bunu söyleyen kişi genelde kırkın üzerinde, işinde belli bir yere gelmiş, bir toplantıda ya da yurt dışı görevinde İngilizcesinin yetmediğini fark etmiş biri oluyor. Kayıt formunu doldurduğu gün kararlı. Asıl soru, ilk ayın sonunda hâlâ derste olup olmayacağı.
İlk dört haftada sınıfta neler oluyor
İlk derste yetişkin grubun havası lise sınıfından çok farklı. Kimse geç kalmıyor, defterler dersten önce açılmış oluyor. Ama konuşma sırası gelince sessizlik uzuyor. Yirmi yıl önce öğrenilmiş dilbilgisi kafada duruyor, onu sesli bir cümleye dönüştürmek ise ayrı bir iş. İlk haftanın amacı bu yüzden yeni bir şey öğretmekten çok, herkesin kendi sesini İngilizce olarak bir kez duymasını sağlamak.
İkinci haftada ödev ilk kez aksıyor. Bir toplantı uzuyor ya da bir çocuğun okulu arıyor ve ödev dersten bir saat önce telaşla yapılıyor. Bunu ayıplamıyoruz; yetişkin derslerinde her dönem olan bir şey. Üçüncü ve dördüncü haftalarda ise asıl sınav başlıyor. Bırakmayı düşünenler bunu genelde bu dönemde söylüyor. Gerekçe çoğu zaman "ilerlemiyorum" oluyor, oysa o noktada yapılan iş daha çok eski bilginin yerine oturması ve bu dışarıdan ilerleme gibi görünmüyor.
Meslektaşların önünde konuşmak
Kamu kurumlarından ya da büyük şirketlerden gelen katılımcıların bir kısmı aynı gruba aynı kurumdan biriyle düşmekten çekiniyor. Özellikle bir müdürün, kendisine bağlı çalışan birinin yanında I goed dediği an kolay geçmiyor. Bu kaygıyı ön görüşmede açıkça söyleyin. Grup yerleşiminde bunu dikkate almaya çalışıyoruz.
Sınıfın içinde ise başka bir şey işe yarıyor: herkesin hata yaptığını herkesin görmesi. Öğretmen ilk haftalarda kendi Türkçe aksanından, kendi zorlandığı kelimelerden bahsediyor. Bir katılımcı I am agree deyip güldüğünde ve kimse bunu büyütmediğinde gruptaki gerginlik belirgin biçimde düşüyor. Bunu bir taktik olarak anlatmıyoruz. Yetişkin sınıfında hatanın normal olduğunu herkes kendi gözüyle görmeden konuşma açılmıyor.
Canlı derste kamera kapalıysa
Uygulamadaki canlı derslerin ilk haftalarında kameraların bir kısmı kapalı oluyor. Kimi evden bağlanıyor ve arkada bir çocuk ödev yapıyor, kimi yorgun ve görünmek istemiyor. Kamera açtırmak için ısrar etmiyoruz. Öğretmen, kamerası kapalı katılımcılara isimleriyle ve kısa sorularla sesleniyor; ilk hedef sesin açık olması.
Çoğu kişi birkaç dersten sonra kamerasını kendiliğinden açıyor. Açmayanlar da derse katılıyor, ama yüz yüze derslerde daha fazla konuşmaları gerektiğini biliyorlar. Hibrit düzenin bir faydası da bu: kamera önünde rahat edemeyen kişi şubedeki derste aynı grupla yüz yüze oluyor ve ekrandaki isimler bir süre sonra tanıdık yüzlere dönüşüyor.
Haftada ne kadar zaman gerçekçi
Ders saatlerinin dışında haftada iki ile üç saat ayırabilen bir yetişkin, düzenli devam ettiği sürece ilerliyor. Bunun altına düştüğünüzde ders saatleri yeni bir şey öğrenmeye değil, bir önceki dersi hatırlamaya gidiyor. Haftada bir saat bile ayıramayacağınızı biliyorsanız şimdilik beklemenizi öneririz.
Bu süreyi nasıl böldüğünüz de önemli. Pazar akşamı iki saat oturup bütün haftanın ödevini yapmak, her gün yirmi dakika çalışmaktan daha az verim veriyor. Katılımcılarımızdan duyduğumuz işe yarayan alışkanlıklar şunlar:
- Sabah işe giderken bir podcast bölümü ya da İngilizce bir haber yayını dinlemek.
- Öğle arasında telefondan on kelimelik bir tekrar listesine bakmak.
- Ödevi dersten hemen sonraki akşam, konu tazeyken yapmak.
- Haftada bir kez, yalnızken, o haftaki konudan iki dakikalık bir şey anlatıp telefona kaydetmek ve dinlemek.
Sonuncusu katılımcıların en az sevdiği alışkanlık ama en çok işe yarayanı.
Ödevini yapmadan gelen katılımcıya ne yaptığımızı da soruyorlar. Açıkçası pek bir şey yapmıyoruz. Öğretmen dersin başında kimin ödevi yapıp yapmadığını sınıfın önünde sormuyor; ödevle ilgili bölüme gelindiğinde yapmamış olan kişi yanındakiyle eşleşiyor ve onun cevaplarını dinleyerek ilerliyor. Bir yetişkini mahcup etmek onu ertesi hafta derse getirmiyor. Üst üste birkaç hafta ödev gelmiyorsa ders sonunda kısa bir konuşma yapıyoruz ve çoğu zaman sorunun ödevin miktarında değil, zamanlamasında olduğu çıkıyor.
A2 ile B1 arasındaki duraklama
Yıllar sonra dönen yetişkinlerin çoğu, ilk birkaç ayda hızlı ilerliyor çünkü eski bilgi yeniden canlanıyor. Sonra A2 civarında bir duraklama geliyor. Kişi derdini anlatabiliyor, bir otelde, bir havalimanında idare ediyor. Ama bir toplantıda fikrini savunmak, bir e-postada itiraz etmek için gereken dil henüz yok.
Bu dönemde yapılan iş görünmüyor. Bağlaçlar öğreniliyor, although ile however arasındaki fark oturuyor, look into ve put off gibi öbek fiiller birikiyor, kelime dağarcığı yavaş yavaş genişliyor. Ders sonunda "bugün yeni bir zaman öğrendim" diyemiyorsunuz ve bu his insanı bırakmaya itiyor. Bu duraklamayı önceden bilen kişi çoğu zaman bırakmıyor. Bilmeyen ise aynı seviyede ikinci kez bir kursa yazılıp yine aynı yerde takılabiliyor; bize gelenlerin bir kısmı tam olarak bu durumda geliyor. Kur sistemimizde bu geçişin nasıl ele alındığını ayrıca anlattık.
Kimler şimdi başlamak yerine beklemeli
Her zaman "hemen başlayın" demiyoruz. Önümüzdeki iki ay içinde taşınma, yeni bir göreve geçiş, ailede bakım gerektiren bir durum ya da yoğun bir proje teslimi varsa grubun başlangıcını bir sonraki döneme bırakmak daha mantıklı olabiliyor. Gruplarımız bütün şubelerde aynı gün başlıyor ve araya sonradan katılmak, ilk haftaların o tanışma sürecini kaçırmak demek.
Bir sınava birkaç hafta kalmışken genel İngilizceye başlamak da çoğu zaman doğru değil; o durumda ihtiyaç başka bir program. Yüz yüze derslere düzenli gelemeyecekseniz hibrit eğitim modelindeki Uzaktan öncelikli program seçeneği size daha uygun olabilir. Hangi seviyeden başlayacağınızı görmek için seviye sınavı iyi bir ilk adım; sonucu ön görüşmede birlikte konuşuyoruz.